Mayıs Ateşi İşte Şimdi Yandı
Gürsel Aksel Stadı’nda dün akşam sadece bir futbol maçı değil, tam manasıyla bir fiziksel imtihan vardı. Göztepe; Avrupa hedefiyle yanıp tutuşan, ligin en az gol yiyen, sert ve tavizsiz takımlarından biri. Ancak dün sahada “kazanma alışkanlığı” ile “doğru planın” nasıl birleştiğine şahitlik ettik.
Okan Buruk’un dün akşamki 11 tercihine baktığımızda, Trabzon deplasmanında alınan o ağır dersin meyvelerini topladığını gördük. Hoca, Icardi’nin Trabzon’da 45 dakikayı sadece beş temasla bitirmesini bir “sistem alarmı” olarak okumuş belli ki. Torreira ve Jakobs gibi isimleri de yanına oturtarak aslında sadece Icardi’ye değil, tüm takıma “Dün dündür, bugün ise formayı sadece hak eden sırtına geçirir” mesajını verdi. Trabzon’daki o durağanlık ve etkisizlikten sonra Göztepe’nin kule stoperleriyle çarpışacak, o fiziksel savaşı kabul edip takımı öne taşıyacak Barış Alper tercihi, Okan Hoca’nın “maçı kazandıran” hamlesiydi.
Okan Hoca’nın bu stratejik esnekliği bana o meşhur felsefi öğretiyi anımsattı; “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz.” Çünkü ne o nehir aynı nehirdir artık, ne de siz aynı kişisinizdir. Buruk da sezon başından beri eleştirilen o sabit fikirli “aynı nehirde” boğulmak yerine, şartlara göre değişmeyi ve dönüşmeyi seçti. Icardi neşterini sadece oyuncuyu korumak için değil, Galatasaray’ın oyun iştahını geri kazanmak için vurdu ve psikolojik üstünlüğü cebe koydu.
Maçın 3-1 bitmesi ve puan farkının dörde çıkması şampiyonluk yolunda devasa bir adım. Ancak madalyonun bir de arka yüzü var. 45 ile 75. dakikalar arasında oyunun kontrolünün tamamen Göztepe’ye geçmesi, Galatasaray’ın hala çözmesi gereken yapısal defolar olduğunu gösteriyor. Bu haftalarda estetikten ziyade tabeladaki “3 puan” hayati, kabul; fakat bu tür vites düşüşleri daha keskin virajlarda can sıkabilir.
Şimdi rota Kocaeli. Okan Buruk’un maç öncesi Kocaeli Başkanı üzerinden kurduğu o sert söylem tartışılabilir, ancak Kemerburgaz’daki havanın rengini belli ediyor: Şampiyonluk ateşi çoktan yakılmış. Metin Öztürk’ün “Mayıslar bizimdir” sözü zaten bu camianın genetiğinde var. Galatasaray, o meşhur final yapma becerisini yine hatırlamış durumda.
Eğer dün akşamki gibi pragmatik, rakibi okuyan ve teşhisi doğru koyan bir akılla yola devam edilirse, o mutlu sonun adresi yine değişmeyecek gibi görünüyor.


